Sürprizzzzz :D Fumi’den The Baykuş’a Sevgilerle…

Prenseslerinin bir anda ortadan kaybolması kuzey krallığında derin bir yasa neden olmuştu. Hüzün çöktükçe çökmüştü krallığın üstüne. Ta ki bir kış günü gökyüzünden toprağa düşen ilk kar tanesiyle krallık aydınlanana kadar. Krallık aydınlanmış tabii çünkü kuzey krallığı olmasına rağmen yıllardır hiçbir kar tanesi düşmemiş bu topraklara.. Bundan sonraki her yıl bugünü kar festivali olarak kutlamaya başlamışlar. Krallık bereketlenmiş ve gün geçtikçe güçlenmiş.

Her yıl olduğu gibi o yılda gece yarısı olacak festival için hazırlıklar başlamış krallıkta. Çocuklar ortalıkta koşturuyor, büyükler gece gökyüzüne bırakılacak dilek fenerlerini hazırlıyor veeeee ziyafet için durmaksızın çalışıyorlarmış. Etrafında neler olduğundan habersiz bir gezginde koca kapılı handan içeri girmiş ve yiyecek bir şeyler söylemek için hancıya seslenmiş. “masayı donat hancı!” bu sözün üzerine hancı gezgine “üzgünüm yabancı ama bugün festival günü olduğu için handa yiyecek hiçbir şey yapılmadı ama dilersen akşam festivaldeki ziyafete katıl!” demiş. “Akşam ki ziyafeti bekleyemeyecek kadar açım, başka bir yere gideyim en iyisi.” diyen gezgin tam kalkacakken, “bu tatlı çöreklerden alabilirsin istersen, en azından akşama kadar seni idare eder.” demiş bir kız. Gerçekten çok aç olan gezgin kızın teklifini geri çevirememiş ve tatlı çörekleri kabul etmiş. “Nerden geliyorsun?” diye sormuş kız, “batıdan geliyorum.” diye cevaplamış gezgin. “Buralarda ne işin var peki yabancı?” demiş kız, “neden bu kadar merak ettin, kimseye zararım olmaz!” diye terslemiş gezgin. Bu cevap üzerine sinirlenen kız, “baba! Ben hazırlıklara yardıma gidiyorum” demiş ve bir hışımla handan çıkmış.

Bu sıralarda doğu krallığının ordusu kuzey krallığının kör sınırına dayanmış. Öfkeli olan ordu yerinde duramıyor bir an önce kuzey krallığına saldırmak istiyormuş. Atlar bile huzursuzlanmış bu öfkeden yerlerinde duramıyormuş. İçlerinden biri sınırı geçmiş “ daha ne kadar bekleyeceğiz!” diyerek. Ardından doğu krallığının komutanı hiddetle bağırmış “geri dön hemen, daha vakit gelmedi”. “komutanım, o ne olduğu belli olmayan adama neden bu kadar güveniyorsunuz?” demiş asker. Bunun üzerine komutan “onun hakkında bir şey bilmediğin belli asker. O gölge krallığından!” demiş. Bunu duyan asker irkilmiş ve sınırdan geri çekilmiş. Gölge krallığı aydınlığı karanlığa çevirebilen üst düzey casusların yetiştirildiği krallıkmış. Kimliklerini gizli tutar, tıpkı isimleri gibi gölge olurlarmış..

Hancının kızı gezginin o umarsız ve kaba tavrına olan sinirini dindiremiyor ve kendini amaçsızca oradan oraya koştururken buluyormuş. Sonra “yeterrrr!” diye sesli söylenince, “ne kadar da öfkeli bir kızsın sen!” demiş yanında biten gezgin alaycı bir ses tonuyla. Bu tavır üzerine daha da sinirlenen kız “sen kendini ne sanıyorsun yabancı, en mutlu günümüze gölge gibi düştün.” demiş kız biraz yüksek sesle. “Gölge mi? Sevdim bak, bana yakışır doğrusu” demiş yine alaycı bir tavırla gezgin. “Sen yoluna gitsene ne işin var buralarda” diye bağırmış kız. “Bak yine meraklı bir soru. Korkma size bir zararım dokunmayacak” demiş gezgin bu sefer umarsız bir tavırla. “Sen gitmesen ben gidiyorum” demiş kız ve çekip başka tarafa doğru gitmiş.

Festival başlamış tüm gösterişiyle. Her şey mükemmel ve kusursuzmuş. Gece yarısı toprağa düşecek olan ilk kar tanesini izlemeden önceki kutlamalar adeta göz kamaştırıyormuş. Gezginin gözleri sürekli kızın üstünde, kızın gözleri de gezgindeymiş. Ziyafet sonrası müzikler çalınmaya başlamış ve bir ateşin etrafında kızlar erkekler toplanmış. Tam bu esnada gezgini gözünden kaçıran kız öfkeli olduğu adamı arar olmuş. Tam umutsuzluğa kapılacakken gezgin “dans edelim mi?” diye fısıldamış. İstekli olduğunu belli etmek istemeyen kız kabul etmeyecek olduğunu gösteren bir tavır yapsa da gezgin oralı olmamış ve kızın elini tutup ateşin başında dansa başlamış. Herkes çok mutluymuş. Surat asan kız da bu mutluluğa kaptırıp kendini gülümsemeye başlamış. Gezginle dans ediyor ama tek kelime dahi etmiyormuş. Çünkü gün boyu olan tüm konuşmaları tamamen inatlaşma üzerineymiş ve şu anın büyüsünü bozmak istemiyormuş.

Zaman hızla akmış tüm bu mutlulukla ve kar tanesinin düşeceği vakit yaklaşmış. Herkes dilek fenerlerini almış eline ve beklemeye başlamış. Kız gezgine de bir tane vermiş. Hem de kendi hazırladığı dilek fenerini. “Napıcam bunu ben?” diye sormuş acemice gezgin, kıza. Gülmüş kız ve “gönlünden geçen dileği dileyip feneri gökyüzüne bırakacaksın” demiş. “dilek mi?” diye fısıldayıp derin düşüncelere dalmış gezgin.

Gözlerini kapayıp dilek fenerini gökyüzüne bırakan kız “dileğini tuttun mu?” diye neşeyle yanına döndüğünde gezgini görememiş. Nerede acaba diye etrafına bakınmış ama bulamamış. “Biraz bekliyim gelir herhalde” demiş ama gezgin gelmemiş. Geri sayım başlamış. Herkes nefesini tutmuş. Bekledikleri an gelmiş. Herkesin kalbi heyecandan deli gibi atıyormuş.

“Demek geldin gölge” demiş sert bir sesle komutan. “Bizde bir aksilik oldu diye saldırıya hazırlanıyorduk” diye sözlerine devam etmiş. Artık yıllardır sahip olmak istediğimiz parşömen bizim elimizde. Kuzey krallığının prensesine kör kütük aşık olan aptal kralımız atalarımıza ait olan parşömeni hiç düşünmeden kuzey krallığının prensesine vermiş. Ülkesinin refahını düşünen prenses bize hiç acımadan parşömeni, bizim en kıymetli hazinemizi kendi krallığına bırakmış. Yıllardır kar yağmaz oldu ülkemize. Kar yağmadığı için mevsimler şaştı, bereketsiz kurak bir krallık olduk. Gün geçtikçe zayıf düşüyoruz…” diye anlatırken gölge sözünü kesmiş. “ yaptığım işin arkasını sorgulamam ama bu parşömenin aslında kuzey krallığına ait olduğunu ve kuzey krallığı prensesinin kendine aşık olan kralınızın teklifini parşömeni geri alma şartıyla kabul ettiğini biliyorum. Çünkü kuzey krallığına bu parşömeni prensesten alıp getiren gölge krallığı. Ama dediğim gibi benim için bunun bi önemi yok, sadece adıma yakışanı yapıyorum hepsi bu” demiş gezgin ve sınırı geçip elindeki parşömeni komutana vermiş. 

Nefeslerini tutup karın düşmesini bekleyen halk hayal kırıklığına uğramış, beklenen vakitte kar tanesi düşmeyince. Zamanı kontrol etmişler bakmışlar ki zaman çoktan geçmiş. Mutsuzluk sarmış halkı. Çaresizce bakınmışlar etraflarına. Kimi artık evinin yolunu tutmuş, kimi de hala bir umut düşmesini beklemek için öylece kalakalmış.

“Demek bu vakitti ha” demiş gezgin kendi kendine ve devam etmiş “gerçekten efsane doğruymuş ha..” o esnada şoku atlatamayan kız amaçsızca yürümeye başlamış. Yürümüş yürümüş yürümüş.. Sonra etraf ıssızlaşınca irkilmiş, nerdeyim ben diye düşünmüş. Fakat az ileri de bir aydınlık görmüş. Biraz korkar biraz meraklı ilerlemiş aydınlığa doğru. Kız ilerledikçe ışık daha da büyüyormuş. Ve gökyüzüne yükselmeye başlamış. Kız koşmaya başlamış. Heyecanla koşuyormuş. Karşısındaki gezginmiş. Karşı karşıya geldiklerinde kız durmuş. “Dileğini diledin ama…” demiş kız büyük bir hüzünle.. Gezgin bir adım atmış kıza ve bir adım daha artık kuzey krallığı sınırındaymış ve kızın ellerini tutmuş. O arada hafif bir esinti ve tanıdık bir koku hissetmiş kız. Heyecanla gezgine bakarak gülümsemiş ve ikisinin ellerine gökyüzünden ilk kar tanesi düşmüş…

The Baykuş senin için… Umarım beğenirsin canım, doğum günün kutlu olsun, nice mutlu yıllara : ) İyi ki doğdun… ~Fumi

Sürprizzzzz :D Fumi’den The Baykuş’a Sevgilerle…” üzerine 8 yorum

  1. Sonbaharın ilk ışıklarında, büyük bir hanedanlık varmış. Hanedanlığın başkenti çeşitli politik sorunlarla acı çekiyormuş. Bu sırada başkente giren bir kız, kapşonu kapalı, yüzünde bir maske ve sırtında küçük ama işlevsel bir çanta, sol belinde küçük bir hançer sağında ise hafif bir kılıç taşıyormuş.

    Bir gün kız, başkentte bir hana girmiş. Oradan, bir adet beyaz gofret ve içecek bir şey istemiş. O sırada gözü bir yandan orada oturan bir hergeleyi kesiyormuş. Adam, uzun, 80 kilo civarlarında tığ bir delikanlı imiş. Herif çıkmış dışarı, gezmiş tozmuş, alemlere akmış. Akşam ise eve gelmiş ve mektup yazmaya bailamış. Mektubunu, beyaz kanatları olan kahverengi bir baykuşa bağlamış ve demişti “Bunu Fumi’ye ilet”.

    Baykuş başlamış uçmaya, uzun uzun dolaşmış baykuş şehirde ama Fumi’yi bulamamış. Aramış, aramış, aramış ve aramış. En sonunda geldiği yere geri dönmüş. Hergele, şaşkınlıkla “Hani not hala duruyor” demiş. Baykuş ise sadece bakıyormuş. Hergele, anlaşılan Fumi’yi bulamadığını anlamış.

    Tam da, nesye “uyuyayım bari” derken, içeriye camı kırarak biri girmiş. Görünüşünden kız olduğunu anlamış ama yüzü maskeli ve silahlıymış. Hergele “hah ne olmuş yani.” diyerek saldırmış kıza. Kız, yumruğunu savuşturmş, ayağına çermeyi takıp onu duvara fırlatmış ve maskesini çıkararak:

    – Hani ders çalışacaktın bu hafta! Bütün gün seni izledim sadece makara kukara yaptın!!

    Demiş. Hergele, şaşkın bakışalrla özür dilemiş ama çok geçmiş. Kız, kızmış, kızmış, kızmış. Hergele ise çok üzgünmüş. Çünkü içeri giren onun üvey ablası imiş. Hergele, başalmış kendini acındırmaya ama Kız yememiş. Sonra hergele demişki ” o zaman kısasa kısas” başlamış trip atmaya. Demiş ki ” Yahu bırak da biz de dinlenek”, ” Biz de insanız” demeye. Kız, iyice sinirlenmiş ve daha da kızmaya başlamış. Hergele, daha sonra “tamam ablacım özür dilerim. Bir daha yaparsam adım da Hergele olmasın” demiş. Bunu duyan kız Hergeleyi affetmiş ve hergele ders çalışmaya başlamış. İleride gölge tekniklerini geliştirip, üst seviye bir ninja olmuş.

    evet ablacım, şimdi😀 ne desem ki😀 vallaha ilk başta çok ve sonsus teşekkürler^^. Sen olmasan büyük ihtimalle şu anda ders çalışmazdım😦 ama iyi ki varsın iyi ki bizimlesin iyi ki bana ablalık kardeşli kediyorsun🙂 inan bana bu benim için çok değerli. Burada bu hariak insanlarla ve seninle tanıştığım için çok mutluyum, tekrardan çok teşekkür ederim.

    Ah unutmadan, hikaye için de eline sağlık gölge tekniği tam da bana uymuş hihihi ve tabii ki de amacım hanımefendileri mutlu etmektir 😌😌

    Liked by 5 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s